TÜRKİYE CANIM FEDA

  • https://www.facebook.com/bodrumhijyenx/





















kene




20.KENELER (ARTHROPODA, ARACHNIDA, ACARI, IXODIDA)

• Keneler, tropik ve subtropik iklim kuşaklarında, gerek bizzat kendileri kan emerek ve gerekse birçok hastalık etmeninin vektörü olarak hayvan ve insan sağlığını tehdit eden en önemli ektoparazitlerdendir.

• Kenelerin yaşam döngüsünde yumurtadan sonra takip eden her bir gelişme döneminde konukçularından kan emmek zorunda olduğu ve kan emme esnasında salgıları ile konukçularında zehirlenmelere ve felçlere yol açtığı, sekonder enfeksiyonlar için giriş kapısı teşkil ettiği, ayrıca yoğun popülasyon oluşturmaları halinde ise anemi ve özellikle küçük hayvanlarda ölümlere sebep olduğu bilinmektedir.

• Kene istilasına maruz kalmış hayvanlarda et, süt ve yumurta verimlerinin düştüğü, deri ve yapağı kalitesinin bozulduğu görülmektedir. Ayrıca, bazı hastalıkları taşıyarak vektörlük yaptıkları ve bu şekilde hayvan ve insanlarda birçok hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadıkları da bilinmektedir. Ayrıca, keneler, mekanik ve biyolojik vektör olarak Türkiye’de çok yaygın olarak bulunan veba, salmonellosis, listeriosis, luping-ill, lyme, tropical theileriosis, babesiosis ve anaplomosis gibi hastalıkları taşıdıkları kaydedilmektedir.

  • Ülkemizde, Ixodoidea üstfamilyasına bağlı Ixodidae ve Argasidae familyalarına ait toplam 30 kene türünün bulunduğu belirtilmektedir.

• Kırım kongo kanamalı ateşi hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalığın, Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde bulunduğu saptanmıştır. Bu kuşların bu virüsü iki kıta arasında taşıdığı düşünülmektedir.

• Hyalomma cinsine ait keneler ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alana yayılmışlardır.

• Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir.

• Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından, evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konukçu çeşitliliği bulunmaktadır.

• Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa sebep olmaktadır. Bu virüs küçük memeli hayvanlarda viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir.

• Hyalomma cinsine ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün kırım kongo kanamalı ateşi virüsünü bulaştırabileceği belirtilmektedir.

• Kırım kongo kanamalı ateşi virüsünün bazı vektör kene türleri arasında transovarial ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da virüsun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma cinsine ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de bunları muhafaza ederler.

• Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı etmeni 30’a yakın kene türünde tespit edilmesine karşın, yedi kene türünün aktif olarak taşıyıcı olduğu belirtilmektedir. • Bunlar, Hyalomma marginatum marginatum Koch, Hyalomma marginatum rufipes Koch, Hyalomma marginatum turanicum Koch, Hyalomma anatolicum anatolicum Koch, Dermacentor marginatus (Sulzer), Rhipicephalus rossicus Yakimov & Kol-Yakimova ve Amblyomma variegatum (F.)’dur.

• Ülkemizde tespit edilen H. m. marginatum, H. a. anatolicum ve D. marginatus taşıyıcı türleri tüm coğrafik bölgelerimizde saptanmalarına karşın, A. varigeatum sadece bir vaka olarak Hatay’da tespit edilmiştir. Özellikle, Hyalomma cinsine ait ülkemizde bulunan Hyalomma m. marginatum bu virüsün ülkemizde aktif taşıyıcısıdır. H. m. marginatum’un erginlerine ilkbahar yaz aylarında daha çok sığırların vücudunun arka kısımlarında rastlanılmaktadır. Bu kene türü koyun, keçi, deve, at, yabani kemiriciler, kuş, tavuk, kirpi, domuz, geyik ve tavşanlarda da saptanmıştır. Bu kene türüne ve hastalığa daha çok kırsal alanlarda, yabani hayat ile insanların yakın olduğu alanlarda rastlanılmaktadır. Kenelerin genelde ormanlık alanlar, hayvan barınakları, duvar deliklerinde yaşam alanları buldukları, buradan geçen hayvanlara ve insanlara yapıştıkları ve yumurtalarını bu alanlara bıraktıkları bilinmektedir.

• Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zordur. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik dönemlerinde insanlara hücum ederek kan emebilirler. Keneler gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konukçularından kan emmek zorundadırlar ve genel olarak da konukçu spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konukçular kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.

• Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisit uygulamalarına başvurulabilir.

• Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları tabiatın fazla tahrip edilmesi sebebiyle faydalı olmamakta ve bu konuda çok hassas davranılmalıdır. Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi tam olarak bir kene eradikasyonu sağlayamamaktadır. Ülkemizde kenelerin mücadelesinde genellikle akarisitler kullanılmaktadır. Bu kimyasalların bilinçsizce kullanımı, çevre kirliliğine, gıda maddelerinde ilaç kalıntısına ve kenelerde bu ilaçlara karşı dayanaklılığın gelişmesine sebep olacaktır. Doğada kene popülasyonlarını baskı altında tutan çok sayıda doğal düşman saptanmış, fakat bunlardan sadece bir kaçı kenelerin biyolojik mücadelesinde etmen olarak kullanılmıştır. Bunlar arasında, bakterilerden B. thuringiensis subsp. kurstaki, funguslardan Metarhizium anisopliae ve Beauveria bassiana, entomopatojen nematodlardan Steinernema ve Heterorhabditis türleri, parazitoitlerden Ixodiphagus türleri ile kuşlardan Buphagus africanus ve B. erythrorhynchus türlerinin kenelerin biyolojik mücadelesinde potansiyel öneme sahip oldukları kaydedilmektedir. Kenelerle biyolojik mücadelede bütün doğal düşmanlar etkili bir şekilde kullanılabildiği takdirde kene IPM programları ümitvar olarak görülmektedir. Bunun başarılı olması için uygun doğal düşmanın bulunması ve bunların preparatlarının yapılması, etkiliklerinin artırılması ve pratikte kullanılacak duruma getirebilmesi için ekonomik olarak üretimlerinin yapılması gereklidir.

• Kimyasal mücadeleye alternatif metotların araştırılması ve uygulamaya konulması, pestisitlerin asgari seviyede kullanılması yoluna gidilerek, doğal dengeyi, çevreyi ve insan sağlığını koruyan mücadele metotları ile kene mücadelesi için ülkesel bir IPM programı mümkün oldukça hızlı bir şekilde hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.


Yorumlar - Yorum Yaz


İLETİŞİM

Şeyhülislam Ömer Lütfi Cad.
No:27/6 Atalay İşmerkezi
Yalıkavak/BODRUM
TEL: 0(252) 6060360
GSM: 0(532) 5075326

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret15339847